Sanal şiddete dikkat!

1569 Görüntüleme

Günümüzde sosyal medya artık her an yanımızda. Ancak bu durum bir takım sıkıntıları da yanında getiriyor. Sosyal medya üzerinden arkadaşınız, eşiniz ya da bir başka biri tarafından hakarete uğruyorsanız aman dikkat sanal şiddet mağduru oluyorsunuz!

Teknoloji çağı ile birlikte sosyal medya evde, işte, okulda, yolda kısacası artık her an yanımızda. Ancak bu durum bir takım sıkıntıları da doğuruyor. Sosyal medya üzerinden arkadaşınız, eşiniz ya da bir başka biri tarafından hakarete uğruyorsanız, iftiralara, tacizlere maruz kalıyorsanız, telefonla sürekli aranarak rahatsız ediliyorsanız, dijital bilgileriniz çalınıyorsa, fotoğraf ve videolarınız gizlice kaydediliyorsa ve şantaja uğruyorsanız aman dikkat sanal şiddet mağduru oluyorsunuz! Peki, sanal şiddete uğramamak için nelere dikkat etmek gerekir?

Şiddetin alanı genişliyor

Çağımız internet çağı. İçinde bulunduğumuz dönemde internet ve telekomünikasyon teknolojileri, bu teknolojilere erişimin kolaylığı, Facebook ve Twitter gibi yaygın olarak kullanılan sosyal medya ağları insanlara yönelik şiddetin alanını genişletti ve çeşitliliğini artırdı. Yüz yüze uygulanan şiddet türlerinden çok da farkı olmayan ‘sanal şiddet’ internetin ve cep telefonunun hayatımızın her alanına hakim olmasıyla birlikte gündelik yaşamımızın bir parçası haline geldi.

Psikolojik Danışman Bülent Gökmen, insanların günlük işlerini, sorumluluklarını erteleyecek ya da aksatacak kadar internet başında kalmalarının internet bağımlılığı olduğunu ve bu durumun tedavi edilmesi gereken bir durum olduğunu söyledi.

Son yıllarda sosyal medya üzerinden paylaşılan bilgilerin insanların özel hayatlarının ortaya serilmesine ve kişilerin mahremiyetinin yok olmasına neden olduğuna vurgu yapan Gökmen, insanların sanal şiddet mağduru olmamaları için şu önerilerde bulunuyor:

“Çağımızda mahremiyetinizi korumak için özel bilgilerinizi, fotoğraflarınızı sanal ortamda paylaşmamaya özen göstermelisiniz. Aynı zamanda sanal ortamdan ve arkadaşlık sitelerinden tanıştığınız kişilere fazla güvenmemenizi öneriyorum. Sanal ortamda tanıştığınız bu kişilerle özel bilgilerinizi paylaşmayın, onlarla konuşurken temkinli olun. Çünkü özelinizi paylaşmanız halinde sanal ortamdaki sanal şiddetin mağduru olabilirsiniz.”

Nasıl sorunlar yaşanıyor?

Sanal şiddet mağduru olan kişiler, toplum önünde de küçük düşürülmeleri nedeniyle yoğun utanç duygusu ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Hakaret ve tehditle rencide edilen şahıslar kendilerini toplum önünde küçük düşürülmüş hissederek depresyona kadar girebilen ağır psikolojik sorunlarla uğraşmak zorunda kalabiliyorlar. Oysa alınacak küçük tedbirlerle bu tür durumlardan korunmak mümkün.

İnternet veya telefon ile hakarete uğrayan, tehdit edilen, hakkında dedikodu yayılan, kötü konuşulan kişilerin bir takım psikolojik problemler yaşadıklarına dikkat çeken Gökmen, “Bu kişiler yoğun bir utanç ve yenilgi duygusu, içe kapanma, dış dünyadan uzaklaşma, kendini önemsiz veya değersiz hissetme, yoğun kaygı ve depresyon gibi psikolojik sorunlar yaşıyorlar. Bu sorunları yaşamamak için kendinizi mutlaka sanal şiddetten korumalısınız. Sanal şiddet önümüzdeki yılların en büyük sosyal sorunlarından biri haline gelecek. Zaten bunu gören devletler de vatandaşlarını korumak üzere sanal şiddetin önlenmesine yönelik tedbirler alıyorlar” diyor.

Hedefte erkekler var…

Genç Hayat Vakfı tarafından İstanbul’daki 50 lisede öğrenim gören, bin 714 öğrenci üzerinde yapılan ‘Liseli Gençler ve Şiddet Algısı Araştırması’nın sonuçlarına göre, öğrencilerin yaklaşık yüzde 30’u sanal şiddete maruz kalıyor.

Teknoloji üzerinden bir diğerine zarar verme eylemi olarak nitelendirilen sanal şiddet, özellikle genç erkekler arasında genç kızlara oranla, neredeyse iki kat daha fazla yaşanıyor.

Genç Hayat Vakfı Genel Müdürü Uğur Gülderer, telefon veya internet üzerinden yapılan tehditlerin, dedikoduların, hakaretlerin, imaj bozulmasının ve istek dışında fotoğraf-video paylaşımlarının en çok uygulanan sanal şiddet eylemleri olduğunu söylüyor.

Sanal şiddetin bir noktadan sonra fiziksel şiddete dönüşebileceğini belirten Gülderer şöyle devam ediyor:

“Sanal şiddet, son yıllarda hayatımıza giren ve en az bilinen şiddet türlerinden biri. İnternet üzerindeki çeşitli sosyal paylaşım sitelerinde arkadaşlık kurmak ne kadar önemliyse, yine aynı mecralarda az sayıda arkadaşa sahip olmak ya da belli gruplardan izole edilmek de aynı derecede üzücü olabiliyor.”

İnsan ilişkileri değişti

Akıllı telefonlar, tabletler gibi internete kolay erişim sağlayan cihazlar sayesinde ilişki biçimleri de değişiyor. Bu ürünlerin her geçen gün paylaşımları azalttığını, değerleri erozyona uğrattığını, insanları birbirlerine yabancılaştırdığını belirten Zara, şu yorumları yapıyor:

“Teknolojik gelişmelerin etkisiyle farklı ilişki biçimleri gelişiyor ve insan ilişkilerinde radikal değişimler yaşanıyor. İnsanlar, evlerinde, sokakta, trafikte, okulda, hastanede, işyerinde şiddetin bin bir çeşidine maruz kalıyor. Bu da insana, topluma ve hayata olan inancımızı azaltarak, çaresizlik ve mutsuzluğumuzun artmasına, hayattan çekilip, içimize kapanmamıza neden oluyor. İşte bu süreçte devreye teknoloji giriyor. Bireyler hem dışındaki dünyadan korkup geri çekiliyorlar hem de ilişki kurma ve dünyayı tanıma ihtiyaçlarıyla bilgisayar başından kalkamıyorlar. Yani çocuklar ve gençler hem kalabalık içinde yalnızlar hem de yalnızlıktan korkup içi kalabalık olan sanal bir dünyaya sığınıyor.”

////

Nasıl korunursunuz?

  • Sosyal medya üzerinden kişisel bilgilerinizi paylaşmayın.
  • Özel fotoğraflarınızı paylaşırken temkinli davranın.
  • Sanal ortamda arkadaşlık kurarken dikkatli olun.
  • Şahsınıza yönelik hakaret, suçlama gibi sanal şiddet içeren davranışlara kayıtsız kalmayın. Bu tür hareketleri yapanlara suç duyurusunda bulunun.